Türkiye ile Almanya arasında iş yapan, aile kuran ya da mal varlığı bulunduran birçok kişi bir noktada şu soruyla karşılaşır: bir ülkede alınan mahkeme kararı diğer ülkede de işe yarar mı? Cevap, kararın ne tür bir karar olduğuna ve iki ülkenin hukukundaki şartların karşılanıp karşılanmadığına bağlı. Önce kavramları ayıralım: tanıma, kararın hukuki sonuçlarının (örneğin boşanmanın) o ülkede de kabul edilmesidir; tenfiz ise kararın o ülkede cebri icraya konu edilebilmesini sağlar (örneğin alacağın tahsili).

1. Yabancı karar Türkiye'de: MÖHUK çerçevesi

Türkiye'de yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da (MÖHUK m. 50 vd.) düzenlenir. Başvuru, görevli mahkemeye (genellikle asliye hukuk mahkemesi, aile hukuku konularında aile mahkemesi) tenfiz veya tanıma davası açılarak yapılır. Mahkeme kararın esasını yeniden incelemez; yalnızca kanundaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar. Başlıca şartlar şunlardır:

  • Kararın kesinleşmiş olması ve bunun belgelenmesi
  • Karar veren devlet ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) bulunması
  • Konunun Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde olmaması
  • Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
  • Karşı tarafın usulüne uygun çağrılmış ve savunma hakkını kullanabilmiş olması

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar; eksik veya usulüne uygun onaylanmamış belgeler (apostil, yeminli tercüme), kesinleşme şerhinin bulunmaması ve karşılıklılığın ispatıdır.

2. Türk karar Almanya'da: ZPO ve FamFG

Almanya'da ticari ve medeni usul konularındaki yabancı kararlar, Alman Medeni Usul Kanunu (ZPO § 328) uyarınca belirli şartlar altında kendiliğinden tanınır. Şartlar şunları içerir: kararı veren mahkemenin Alman hukuku bakımından da yetkili olması, davalının usulüne uygun çağrılması, çelişen bir kararın bulunmaması, kamu düzenine aykırılık olmaması ve karşılıklılık. Kararın Almanya'da cebri icra edilebilmesi için ise ayrıca bir icra kararı (Vollstreckungsurteil, ZPO § 722) gerekir; bu dava Landgericht nezdinde açılır.

Boşanma gibi aile hukuku kararlarında ise Alman hukuku (FamFG § 107) çoğu durumda eyalet adalet idaresi nezdinde bir tanıma prosedürü öngörür. Bu prosedürün istisnaları ve şartları kararın niteliğine göre değişir.

3. İki yönde de dikkat edilmesi gerekenler

  • Karar esas yönünden yeniden incelenmez, ama şekil ve usul şartları sıkı kontrol edilir.
  • Belgelerin apostilli ve yeminli tercümesi hazır olmalıdır.
  • Karşılıklılık her iki hukukta da kritik bir şarttır ve somut olaya göre değerlendirilir.
  • Sürelerin ve yetkili makamın doğru belirlenmesi, sürecin hızını doğrudan etkiler.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Kanun hükümleri ve uygulama zamanla değişebilir; her dosya kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir.

-------------------------------------------------------------

Turkut Legal, Türk ve Alman hukuku arasındaki tanıma ve tenfiz süreçlerinde belge hazırlığından başvuruya kadar danışmanlık sunar. Kararınızın hangi yolla ve hangi makam önünde geçerli hale getirilebileceğini birlikte değerlendirmek için bizimle iletişime geçin. Türkçe, İngilizce ve Almanca danışmanlık verilmektedir.