Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ihlal edildiği iddiasıyla bireylerin başvurabileceği uluslararası bir yargı merciidir. Ancak Mahkeme'ye başvuru, birçok kişinin sandığının aksine, iç hukuktaki bir kararı "temyiz etme" değildir, kendine özgü, katı usul kuralları olan ayrı bir hukuk yoludur.
AİHM Ne Değildir?
AİHM bir "üst temyiz mahkemesi" değildir. Ulusal mahkemelerin delilleri nasıl değerlendirdiğini ya da hukuku nasıl yorumladığını yeniden incelemez. Denetimi, yalnızca Sözleşme'de güvence altına alınan hakların (yaşam hakkı, işkence yasağı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı vb.) ihlal edilip edilmediğiyle sınırlıdır. Bu nedenle "yerel mahkeme kararı yanlıştı" demek tek başına yeterli değildir; iddianın hangi Sözleşme maddesine dayandığı ve o maddenin somut olarak nasıl ihlal edildiği gösterilmelidir.
Kabul Edilebilirlik Şartları (AİHS m. 35)
Başvurunun esasa geçebilmesi için, Sözleşme'nin 35. maddesinde düzenlenen şu şartları taşıması gerekir:
İç hukuk yollarının tüketilmesi (m. 35/1): Başvurucu, AİHM'e gitmeden önce ülkesindeki tüm etkili hukuk yollarını tüketmiş olmalıdır. Türkiye açısından bu, genellikle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruyu da kapsar. Sadece dava açmış olmak yetmez; iddia edilen ihlalin iç hukuk önünde açıkça ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş olması gerekir.
Dört aylık başvuru süresi (m. 35/1): 1 Şubat 2022'den itibaren bu süre altı aydan dört aya indirilmiştir. Süre, nihai iç hukuk kararının (Türkiye için genellikle AYM kararının) tebliğ edildiği tarihten itibaren işler ve kesin niteliktedir; kaçırılması başvurunun doğrudan reddine yol açar.
Sözleşme kapsamına giren bir hak (m. 35/3-a): İddia, AİHS ve Ek Protokoller'de düzenlenen haklardan birine dayanmalıdır.
Açıkça dayanaktan yoksun olmama (m. 35/3-a): Başvuru ciddi bir hukuki tartışma içermeli, yüzeysel olmamalıdır.
Önemli bir zarar şartı (m. 35/3-b): Başvurucunun uğradığı zararın önemsiz olmadığı gösterilmelidir; ancak iç hukukta yeterince incelenmemiş ciddi bir mesele söz konusuysa bu şart uygulanmaz.
Usul Şartları (Rule 47)
Kabul edilebilirlik kriterlerinden ayrı olarak, başvurunun şeklen nasıl yapılacağı Mahkeme İçtüzüğü'nün Rule 47 maddesinde düzenlenir. Bu madde, başvurunun içermesi gereken asgari unsurları belirler:
- Başvurucunun kimlik bilgileri (ad, uyruk, doğum tarihi, adres) veya temsilcisinin bilgileri,
- Davalı devlet(ler),
- Olayların özlü ve anlaşılır biçimde anlatımı,
- Hangi Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği ve kısaca nedeni,
- İç hukuk yollarının ne zaman tüketildiğine ve dört aylık süreye uyulduğuna dair bilgi,
- Talep edilen giderim,
- Kronolojik sırayla numaralandırılmış belge listesi (orijinal belge değil, okunaklı fotokopi; belgeler iade edilmez).
Başvuru yalnızca resmi form üzerinden, imzalı olarak yapılabilir; temsilci varsa imzalı bir yetki belgesi de eklenmelidir. Posta yoluyla ya da Mahkeme'nin elektronik başvuru sistemi üzerinden gönderilebilir, faks veya sade e-posta ile gönderim geçerli bir başvuru sayılmaz.
Bu şart salt biçimsel bir ayrıntı değildir. Eksik imza, eksik belge, belirsiz olay anlatımı ya da hangi Sözleşme maddesine dayanıldığının belirtilmemesi gibi eksiklikler, Mahkeme kalemi tarafından başvurunun kaydedilmemesine ya da eksikliğin giderildiği tarihin başvuru tarihi olarak esas alınmasına neden olabilir. Dört aylık süre kesintisiz işlediğinden, süre dolduktan sonra yapılan bir düzeltme, esastan çok güçlü bir başvurunun bile süre aşımı nedeniyle reddine yol açabilir. Bu nedenle formun kendisi, ekindeki anlatı kadar başvurunun esaslı bir parçası olarak görülmelidir.
Turkut Legal, Berlin merkezli bir hukuki danışmanlık merkezidir. AİHM ve AYM bireysel başvuru süreçleri konusunda danışmanlık vermektedir. Başvurunuzun kabul edilebilirlik şartlarını taşıyıp taşımadığını değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Türkçe, İngilizce ve Almanca danışmanlık sunulmaktadır.